Kadın savaşçılar savaşan tarafların mağduru ama galip çıkanlarıdır.
Bir adım geride başlarlar savaşa.
Yürüdükleri her adımda inanç havaları daha da ısınır.
Sayılarının yerini cesaretleri alır.
Sadece kalp veya akıllarına güvenerek yaşamazlar.
Mücadele duygularına da güvenirler.
Yürekten hissetmek isterler.
Onların manzarasında kum tepelerinin altın rengi karanlığın içinde sönebilir…
Sönse de ay ışığından feyiz alırlar.
Umut ışıkları hiç sönmez ve kaybetmeyi sevmezler…
Hatta sınırlarının dışında yaşamanız bile kadınların hayalleri ve umutları arasındaki ince çizgiyi zedeleyebilir.
Çünkü kadınlar özgürlüğünüz için ödediğiniz birer bedel olmak istemezler…
Biraz daha açık olmak gerekirse;Her kadında savaşçı bir ruha sahip olamayabilir. Çünkü savaşçı bir kadının gözlerinde aynı zamanda ipeksi bir kadın gizlidir.
Sır dolu yaşamının hayalleri ve umutları orada gizlenmiştir. Bir mühür gibi işlenmiştir göz bebeklerine.
O gözlerde bir güneş, bir ışık yahut bir parıltının fark edilmesi zaman alabilir… Kabul ediyorum;
Yağmurlu bir ana denk gelebilir…
Dünyayı şemsiyesizler güzelleştirir Belki sakin bir günün öğle vaktinde yaşanacaktır… Hem ses tonu hem de gözlerindeki ifade abartmadığımın kanıtı olacaktır Dahası, sözcüklerle ifade edemediğim hallerdir; Sözcükler gittikçe insanların hayatlarında daha da belirginleşse de…Ölümden daha güçlüdür bir kadın! Savaşçı ruha sahip ipeksi haliyle… Dolayısıyla;
Kaderin seveceğin kadına doğru köprü inşa etmesini bekleme!
Özlemin safhalarına yaymadan hayalini, bir insan elinin sıcaklığına koş!
Onun yüreğinin üstüne bir mühür gibi işle, gözlerinin içine bir mühür gibi yerleş!
Sonra bak bakalım; Hayat bildiğin hayat mı? . .. … ; )

KEMAL ATEŞ – 15 Ağustos 2014 / Denemeler