Güzel Şeyleri Paylaşmak Cesaret İster

Bazı sözler vardır… Hani hoşunuza gider ve Instagram veya WhatsApp’tan arkadaşınıza gönderirsiniz ya da hikaye olarak paylaşırsınız… İşte böyle sözleri okumayı ben de çok severim. Hatta “o söz, bu söz” dediğim bir söz de gelecek az sonra…

Son zamanlarda arkadaşlarımla böyle sözleri paylaşır olduk birbirimizle… “Başka işin mi yok?” diyeceksiniz, biliyorum. Ama başka işim olsa bile paylaşmak veya paylaşılanı okumak hoşuma gidiyor.

Ayrıca “Başka işin yok mu?” diyenlere lütufla: “İş” dediğiniz şey çok da önemli değil aslında. Ya da siz çok mu önemli “iş”ler peşindesiniz de bundan daha önemli olacak? Mesela siz! Etrafınızdaki insanları yeteri kadar hatırlıyor musunuz? Ya da soruyu değiştirelim. Etrafınızda ki insanları yeteri kadar unutmadınız mı? Ailenizi, çocuğunuzu, kardeşinizi, eşinizi… Güvendiğiniz dağları yeterince yakmadınız mı? Bu nedenle işim olsun veya olmasın… Ben güzel şeyleri paylaşacağım ve bundan asla geri durmayacağım. Bu denli de önemsiyorum. Çünkü insan, en sade hâline bile hava katmaya çalışır olmuş.

Gerçekten öyle düşünüyorum. Çünkü denk geliyorum, görüyorum. Olmadığı gibi görünenler var… Özür dileyerek biraz ileri gidiyorum… Yalan söylemeyi gündelik hayatının bir parçası hâline getirenler var… Hatta o yalanına gerçekmiş gibi inananlar var… Yalan olduğunu bile bile o yalanı söyleyene sarılanlar var… Açıkçası şahit oldukça, artık utanmaktan sıkıldığım o kadar çok şeyle karşılaşır oldum ki… Sadece gülümsüyorum.

Bu durumda gülümsüyor olmak ne kadar ilginç, değil mi? Düşünün, ne kadar çok insan var bu şekilde!

Neyse.

Gelelim o güzelim söze… Kimin yazdığını bilmiyorum ama gerçekten çok hoşuma gitti. Yakın arkadaşlarım bilir çünkü onlarla çoktan paylaşmıştım. Aynen paylaşıyorum:

“Allah sana kötülük yapanın cezasını verirken bazen senin görmeni istemez. İnsansın sonuçta; egona yenilip ‘oh olsun’ dersin de, içine fitne eklenir diye… Uzakta, sen görmeden halleder. Bazen de süreci uzatır. Sana unutturur. Ona ise yıllar sonra toplu bir ceza verir. Kimin, neyi, ne kadar hak ettiğini sen bilemezsin. Bilme ki düşman gibi pusuda bekleme! Sen sadece iyi insan olma mücadeleni artır.”

Eşsiz değil mi? Gerçekten eşsiz bir söz.

Biliyorsunuz…

Bazen şişedeki iki akrebe benziyor olabiliriz. Her biri diğerini öldürebilecek güçte olabilir ama bunu ancak kendi hayatı pahasına başarabilir.

İşte yukarıdaki o güzelim söz, bu kuralın olmadığı yerlerde hâlâ hüküm sürebiliyor. Çünkü insanlar çok değişti. İnsan hikâyeleri giderek sessizleşiyor ve yalnızlaşıyor… Çünkü insanlar çok değişti. İnsan hikâyeleri de öyle.

Aslında “insan” hikâyesini onarmaya, önce öyküsünü anlamayla başlar ve ilk olarak kendisiyle tanışır. Bu bazen şaşırtıcı sonuçlar doğurabilir. Bazen de üzücü. Ama sonunda kendi yolculuğunu yapmış olmaya… Bir limana varmaya… Belki bir limanı bulmaya benzetilir bu.

Her ne kadar insan dürtüleri haz odaklı olsa da, değerler bize ait olandır. O yüzden yaşamdaki değerlerinizi belirlemeniz bu bu değerlere sahip çıkmanızın önemli olduğunu düşünüyorum. Pek tabii her seçimin bedeli olduğunu bilmek ödemeye razı olmak da kıymetlidir.

Ama diyorsanız ki: “Haksızlık karşısında durmak sadece bana yapıldığında değil, yanımdakine de yapılsa bu durumu çözmeye çalışmak, harekete geçmek benim değerim…” Kazandırdıkları da olacaktır, kaybettirdikleri de. Bedelini ödemeye razı gelmeli insan baze şeylerin. Çünkü dünya hayatı burası; iyisiyle kötüsüyle dönüyor. Göze alabildiğin kadar varsın!

Mesela söylenen yalan, kandırdığın olay, aldattığın insan, arkasından iş çevirdiğin durum da öyle. Belki de bu sırada sormak lazım: Acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz? Acaba “insan” denince hatırlanıyor muyuz?

Hatırlanıyor muyuz veya hatırlanacak mıyız bilmiyorum ama çok iyi bildiğim bir şey var ki: Allah, iyi kullarını nankörlerle imtihan eder ama onlara yâr etmez!

Evet… Her an her şey olabilir! Devamlı iyi şeyler olmaz, her şey muhteşem de olamaz… Hep doğru karar veremezsin mesela. Muhakkak hata da yapacaksın, deneyecek ve yanılacaksın. Yeter ki hayatını bu olanlardan ibaret sanma. Her nasip, vaktin esirdir. Yeter ki hatana sarılı durma. Sen tüm bunların tamamısın. Bunu unutma!

Her Nasip Vaktine Esirdir