Neden “Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nin Ülkemizde Yürürlülüğe Girmesinin 17. Yılı” önem arz etmektedir?

Engelli Hakları Sözleşmesi Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 13 Aralık 2006 tarihli ve A/RES/61/106 tarihli kararıyla kabul edilmiş, imzaya açıldığı 30 Mart 2007 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’nin de aralarında bulunduğu 81 ülke tarafından imzalanmıştır. Ülkemiz, Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesini 2009 yılında onaylayıp yürürlüğe koymuştur. Sözleşme, Türkiye’de 2009/15137 karar sayısıyla Resmi Gazetede yayımlanarak iç hukukun bir parçası haline gelmiştir.

Anayasamızın 90. maddesi gereği uluslararası sözleşmeler ulusal yasaların da üzerindedir. Sözleşmeye taraf olan devlet, iç hukukunu Sözleşmenin ilkelerine göre düzenlemek zorundadır. Bir başka deyişle; Türkiye’de Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi kanun hükmündedir.

Sözleşmenin en önemli özelliklerinden bazıları şunlardır:

  • Dünyanın “en büyük azınlığı” konumundaki engellilerin haklarının korunması için geliştirilmiştir.
  • Engelliliğin, insan çeşitliliğinin bir parçası olduğu fikrine dayanır.
  • Engelli bireylerin anayasasıdır.
  • Engellilerin insan hakları savunusunun temel uluslararası dayanağıdır.
  • Engellileri temsil eden sivil toplum kuruluşlarının (STK) katkısıyla çıkarılmıştır.
  • 21. yüzyılın ilk insan hakları sözleşmesidir.
  • Engelli kişilerin bir hak öznesi olarak ele alındığı ilk uluslararası bağlayıcı metindir.
  • Hazırlanması ile yürürlüğe girmesi arasındaki sürenin en kısa olduğu Birleşmiş Milletler sözleşmesidir.
  • 2018 yılı itibariyle 162 ülke bu sözleşmeye taraftır.
  • Toplam 50 maddeden ve 1 ihtiyari protokolden oluşur.
  • Engellileri merhamet nesnesi değil hak öznesi sayar.
  • Amacı, yeni hak ve özgürlükler yaratmak değil, insan hak ve özgürlüklerini güvence altına alan sözleşmelerde zaten var olan hakları engellilik bağlamında yeniden düzenlemektir.

Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nin Türkiye’de yürürlüğe girmesinin 17. yılı, toplumsal bilinç ve hak savunuculuğunun ne denli önemli olduğunu bir kez daha vurguluyor. Bu sözleşme, engelli bireylerin insan hakları ve temel özgürlüklerine tam ve eşit şekilde ulaşmalarını sağlama amacıyla oluşturulmuş, dünya genelinde devrim niteliğinde bir adım olarak kabul edilmiştir. Türkiye’nin bu sözleşmeyi 2009 yılında onaylayarak ulusal hukukuna dahil etmesi, engelli bireylerin toplumsal hayata katılımını güçlendirmek adına atılmış büyük bir adımdır.

Engelli bireylerin haklarının korunması ve yaşam kalitelerinin artırılması konusunda farkındalığın her geçen yıl artması, Türkiye’nin de bu konuda sorumluluklarını yerine getirdiğinin bir göstergesidir. 17 yıllık süreçte gerçekleştirilen yasal düzenlemeler ve toplumda gelişen bilinç, engelli bireylerin yaşamını daha erişilebilir ve eşit kılma yolunda önemli bir ilerlemeyi işaret ediyor.

Bu sözleşmenin 3 Aralık ve yıldönümü gibi tarihlerde, aynı zamanda bir muhasebe zamanı olarak değerlendirilmelidir. Mevcut durumun analizi ve eksik kalan noktaların tespiti, engelli haklarının tam anlamıyla hayata geçirilebilmesi için önem taşımaktadır. Böylelikle, engelli bireylerin toplumun bir parçası olarak var olmaları ve haklarına tam anlamıyla sahip çıkmaları sağlanabilir.

Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nin yürürlüğe girmesinin 17. yılı, Türkiye’nin insan hakları ve eşitlik yolunda kat ettiği mesafeyi hatırlatan ve ileriye dönük adımlar atma gerekliliğini bizlere hatırlatan önemli bir kilometre taşıdır.