Gezgin ve Gölgesi

Normal bir adam.

Sinirleri her zaman gerilebilir vaziyette.

25 yaşında.

Ankara doğumlu.

Üniversite örgün eğitim değil fakat üniversite hayatına hiç uzak değil.

Lise yıllarından itibaren oryantring, bisiklet, gezi; kısaca doğaya yakın her şeyle ilgilenme çabasında.

Yani yok öyle bir şey, durum normal değil hatta öyle böyle değil, gidebileceği her yere gitmek istiyor.

Dünyada yeni bir şeyler keşfetmek artık imkansız ama keşfedilmiş yerlerden geçmek istiyor.

Motosikletle bir kaç ülkeyi kapsayan binlerce kilometrelik bir yolculuk.

Bisikletle dağlar üzerinden şehirlerarası bir tur paha biçilemez gibi görünebilir.

Hiç şüpheniz olmasın öyledir de zaten.

Biraz fazla hayalci mi oldu?

Keselim o zaman.

Yaptığın işi iyi yapmaya çalıştığında.

İnsanlara güven verdiğinde.

Sakin bir güç olup samimi ve dürüst yaşadığında.

Biraz makul, biraz olgun, biraz insan olduğunda.

Hayaller, onları düşleyenler kadar gerçek oluyor.

*

Kar Leoparı felsefesinde yer aldığı gibi;

“Kendinizi ve yaşamı bilmek için önce tanımalısınız, tanımak içinse dağlara tırmanmalısınız,

Denizlere dalmalısınız, yükseklerden uçmalısınız,

Ruhsal ve bedensel limitlerinizi öğrenmeye çalışmalısınız, riske girmelisiniz, ya da

En kolayı gezmelisiniz.” Çünkü dünya yaşadığınız mahalleden ibaret değil.

*

Gezi ve seyahat birçok açıdan hayat için bir metafor.

İlk büyük seyahatimi henüz gerçekleştirmedim.

Fakat çorak arazi yollarının uzanışı ve ender vahaların etrafında yeraltı kuyuları ve nehirleriyle sulanan ilkel çiftlikler görmeniz.

1 metre uzunlukta ki karı kazdığınızda toprağın altında ateşe verdiğiniz patateslerin içi sapsarı, dışı simsiyah kesilirken bahar nehirlerinin buzlarının kırıldığını seyretmeniz.

2800 metrede koyu yeşil doğal araziyi tırmanırken bulutların sisi ile şelalenin sisi arasında kaybolmanız yine mümkün. Hatta…

Ufak köylerde dinlendiğinizde köy insanları tarafından “bunlarda bisikletle gelerek yolda açlıktan ve yorgunluktan düştüğünde bizim arabamızı bekleyecek gençler” olarak tanıtılmanız garanti.

Onlar bu durumdan memnun gibiydiler…

Neden bahsettiklerini bilen tiplerdi. Bu nedenle bu olaydan değerli bir ders çıkardım…

Hayatının geri kalanında sıra dışı bir şey yapmaya kalkıştığında insanlar yapamayacağını, yolda düşeceğini söylemek için sıraya girerler. Daha bilgililer bile sizi caydırmaya çalışacak.

Fakat kayda değer bir şey başarmak için bu insanların üzerine çıkmak, onları umursamayıp ne olursa olsun hedefinizin peşinden gitmek için kendinizi eğitmelisiniz.

Parasız kalabilir, hasta ve yorgun olabilir ve pes etmek düşüncesi her adımda aklınıza gelebilir.

Devam Edin.

Her şey tersken

Umutlar tükenmişken

Kıkırda, Devam Et.

Kafana takma

Devam Et.

 Kemal-Ates-3

-Ateşte Sönük-

22.09.2013, 11:00

Kapım İçeriden Açılır

Saklandığın yerden çık Dost;

Yahudiler, Filistin’de Müslümanlar, Avusturya’da Aborjinler, Yeni Zelanda’da Maurilier, Amerika’da Kızıldereliler, Amazon’daki yerliler hatta Alaska’da Eskimolar arasında saklanıyor olsan dahi, çık gel.

Gel ki sükûnet sağlansın, bir müddet sonra münakaşalara, iltifatlara ve kavgalara tutuşabilelim. An itibarı ile başına tâcını kondurduğumuz esmer güzelinin hatrına bir fincan ile nâz u niyâzı ber-taraf edelim.

Kapım içeriden açılır, gel yeter ki.

30.01.2013, Ankara, Turkiye, Kemal ATEŞ

Demir Atma Heyecanı

‘Eski’ olmaktan sıkıldığımızı hissettiğimiz o döneme karşılık ‘yeni’ olmanın daha önce hiç bu kadar gözde olmadığı günümüzde ‘en iyi’ olmak neden bu kadar önemli? 1 inceleyelim!

 

 

 

Başlamadan önce…

            iPhone 5in, birinci elden kullandığım ilk telefonum olduğunu

                                                                                                                    Unutmayın…

Önümüzde ki 12 ay boyunca bizleri nelerin karşılayacağını ve beklentilerimizin ne oranda değişeceğini kestirmemiz oldukça zor. Modern tüketim yöntemlerinin gelişmesi aşamasında unutulmaz etki yaratan zaman baskısı, sıradan yaşam tarzımızı, anlayışımızı değiştirebiliyor ve sınırlarımızı her geçen gün yeniden çizmek zorunda kalıyoruz.

Bize de sınırları yeniden çizilmiş girişimler, yeni ürünler (veya yenilenen eski ürünler) sunuluyor. Sonrasında ürün, öykü ve statülerden etkilenerek bu sınırları aşıyoruz. Bilgi, heyecan ve ilgiye acımasızca hız kazandırıp, şiddetlendiren sanal dünyanin etkisiyle de  [tüketiciler biraz şundan, biraz bundan, mümkün olduğunca çok sayıda ve farklı türde yeni deneyimler toplamak istiyor.]1

Bu açıdan baktığımızda insanları “eski” olmaktan alıkoyan ve “yeni” olmaya tetikleyen, bunu cazip kılan neden; Modern hayatın gelişmesinin ve ilerlemesinin bir sonucu olarak zenginliklerin artması ve çeşitliliğin farklı yaşam stilleri arayışında olan insanlar için alternatif tercih haline gelmesi olmuştur. Seçme özgürlüğünü kullanan bireyleri, çok yönlü potansiyel bir sınıf haline getiren ve artık bu şekilde gören üreticiler, farkında olmadan topluma ve çevreye pahalı marka, kıyafet, telefon, bilgisayar vb. ürünler ile; Onların çevrede daha etkin oldukları fikrine yol açan ve zamanla marka bağımlılığına sebep olan psikolojik etkiyi yaratmışlardır. Bu etki neticesinde tüketiciler ise zamanla “daha iyi”  olmak yerine “en iyi” olma arzusu içine girmişlerdir.

Hâl böyle olunca insanların tüketim arzusu; Dağcıların ne kadar yükseğe tırmanırsak, o kadar çok aşarız… Veya dalgıçların ne kadar derine dalarsak, o kadar şey keşfederiz etkisi yarattı. Hatta bu gidişle demir atma heyecanını yaşayacak kişiler yakın zamanda ve yalnızca karayı gören deniz kaptanlarından ibaret olacak gibi duruyor.

25.01.2013, Ankara, Turkiye, Kemal ATEŞ

Zamana Karsı Yoksulluk

Yeni bir yıl, tehditler ve fırsatlarla dolu, inişli çıkışlı yepyeni bir yolculuk demek. Ve fırsatların 1 Ocak’ta ansızın ‘ortaya çıkmadığı’, ya da 31 Aralık’ta sonlanmadığı ortada. Yaratıcı başarının global düzeyde var olması mümkün günümüzde aksine, yaratıcı yıkımın hüküm sürmesi en trajedik geri dönüşümüz oldu.

Zamana karşı yoksuluz; Bazen zamanı fakir kullanıyoruz veya zaman fakiriyiz diyebilirim. Belki bu yüzden hayatı bir nebze kolaylaştıran mobil telefon uygulamaları arttı ve internet üzerinden tedarik ediyoruz herşeyi. Elle tutulamayan çeşitli türde işlerle meşgul pek çok yeni genç iş adamı görmeye bu yüzden alıştık veya önemli ölçüde işe yaramayan sosyal medya bu nedenle bir statü halini aldı.

Artık her işe-soruna karşılık gelen-çözüm üreten bir sektör var. Elbette yeni sektörlerin gelişmesine katkı sağlıyor. Ve bu durumdan şikayetçi değilim. Yalnızca zamanın gitgide zedelediği bir kültürü geride bırakıyoruz. Aynı zamanda yeni bir kültür yoğunluğuyla karşı karşıyayız. Bu yoğunluk işimize ve zamanımıza yarıyor fakat aynı oranda farkında olmadan zararlarını da yaşıyoruz.

08.01.2013, Ankara, Turkiye, Kemal ATEŞ

Kentsel Piramit & EXTRAVAGANZA

Bugün kentsel piramidin tavanında gerekli olan servet, yetenek ve yaratıcılık mıknatısı etkisi ile dünya başkentleri yer almaktadır. Bilgi ve istikrardan gelen kalıcı canlılıklarla gelişmeye özen gösteren şehirler bu güçleri ile çağa uyum sağlayabilmekte ve şehrin kültürüne ülke kültürü sinerjisi katabilmekteler.

Şehrin mevcut küresel ve ulusal zenginliğine haşır neşir olan kitle, şehrin tuvalini zenginleştirmek için gerekli olan yetenek ve yaratıcılığı simgeliyor ve sınırları zorlamaya kışkırtıyorsa kentsel piramid tavana vurdu demektir.

Fakat kentsel dönüşümün diğer bir adı olan mega-şehir aynı zamanda sıkışık mahalleler, betonlaşma, izdiham, gürültü ve kirli hava demek olduğu için doğanın içinde, temiz hava ve sakinliğin arayışında olan kitleler hayal kırıklığı yaşamaktalar. Çevresel sürdürülebilirlik arayışı içinde olan şehirler ne yazık ki tutumlu uygulamalardan uzak kalıyorlar.

İşte bu yüzden önceden ışıkları kilometrelerce öteden gözüken bu görkemli şehirler, artık boş. Bir zamanlar zekamızın kanıtı olarak yükselen bu gökdelenler, artık ufalan yapılar haline geldiler.

Çünkü kentlerde veya mega-şehirlerde insanlar için doğal ortam hedefi etkileşime dayalı hizmet anlayışı dışında kalmış görünüyor. İnsanlar daha çok hayat doluluğu olarak şehirleşmede çılgınlık (extravaganza) sayılabilecek yüzlerce hizmetin, alışverişin ve eğlencenin gururunu yaşıyorlar. Bu gurur neticesinde ulaşılan son noktada ise şehrin hızlı temposu ve sürekli değişen doğası yer almaktadır..

06.01.2013 – 23.49 Ankara, Turkiye, Kemal ATEŞ

Modern Zamanların Robin Hood’ları

Modern zamanların Robin Hood’ları inanıyorum ki bilişimciler olacaktır…

Bi gözümüz, bazen bi kulağmız, çoğunlukla yüreğimizin bi sesi engelli bireylerin hayatlarını anlamakta olsun… Biliyorsunuz ki anlamakla, sevmekle başlar her şey… Sonra fikirler, çözümler, etkileşerek ve çoğalarak gelecektir… Engelsiz bir yaşamın, engelsiz bir dünyanın oluşması, bilişim dünyası ve bilişimciler olmadan olmaz… Bahsettiğimiz gibi, geçtiğimiz yıllarda 2009 AB İlerleme Raporu açıklandı. Çocuk hakları, engelli hakları özellikle de zihinsel yetersizliği olanlar konusunda ülkemizin durumu umut verici gibi görünmekle birlikte; şu an, şimdi okul öncesinde, ilköğretimde okuyan, okul ve eğitim sisteminin içinde olmayan yüzbinlerce, milyonlarca  engelli çocuk ve ailleri için umutlu bir anlam değeri taşımamaktadır… Bilgi ve teknolojinin insan yaşamını kolaylaştırmada ulaştığı yer ile bizim insanımızın bundan yararlanması arasında dağlar kadar açık var, fark var…

İşte aynı zamanda o nedenledir ki; engelsiz yaşam gereksinimi içinde olanlara modern zamanın robin hood etkisini sunmaya en çok bilşimciler yakındır….

 

Özgünlüğünüz için bir yaratıcılık egzersizi…

Bilgi ve teknoloji 21.yüzyılın dünyasında hemen her şeyi etkiliyor, değiştiriyor; geliştiriyor, hızı ise baş döndürüyor… Modern toplumların yaşamında bilişimin etkilemediği bir alan neredeyse yok. O nedenle çağımızın adı, aynı zamanda bilişim çağı. Bu çağda yaşanabilir, ekolojik bir dünya için zayıfların, yoksulların, güçsüzlerin, çocukların, yaşlıların, yetersizliği olan bireylerin (engellilerin) veya genel olarak dezavantajlı grupların yaşamlarının iyileştirilmesi, yaşam kalitelerinin artırılmasına, bilişimcilerin yaratıcılıkları; olağanüstü katkılar, buluşlar, modeller, girişimler sunabilir. İlginizi, dikkatinizi bu grubların üzerinde lütfen daha fazla yoğunlaştırınız. Her fikrinizde, ürününüzde engelli çocukları, bireyleri de birkaç dakika düşününüz… Varsayın ki bu kendi gelişiminiz, özgünlüğünüz için bir yaratıcılık egzersizi…

 Kemal ATEŞ

Hayaller, Onları düşleyenler kadar gerçektir…