Minber Kıssası

Molla Fênari ve Üftade’nin talebesi; Uşşaki şeyhlerinden Endülüslü Muhyiddin İbn Arabi’nin Minber Kıssasıdır

Bir zamanlar Bağdat’ta ünlü bir marangoz varmış. Ömrünün son zamanlarında çok güzel bir minber oymuş. Ama çok güzel, sedef kakmalı, ceviz ağacından. Her gören onun güzelliğiyle büyüleniyordu. Bu güzel minberin namı aldı yürüdü. Bağdat’a her gelen bu minberi alıp falanca camiye koymak istiyormuş. Fakat marangozun cevabı hep “Hayır” oluyordu.” Bu minber Mescidi-i Aksa’ da duracak”. Ahali şaşırıyordu tabii. İyi de Kudüs Haçlı işgali altında. “Benim işim minber yontmak. Bir babayiğit de çıksın Kudüs’ü alsın. Bu minberi yerine oturtsun “. Herkes bu hikayeyi minberin güzelliğini bire beş katarak birbirlerine anlatır oldu. Daha sonra 7-8 yaşlarında bir çocuktan dinlediler bu hikayeyi. Ama O çocuk minberin güzelliğinden çok müessirin vasiyetine kulak verdi. Aradan 40 yıl geçti ve o minberi durması gereken yere Mescidi-i Aksa’ ya yerleştirdi. Diller onu Selahattin Eyyubi diye andı. Bu işler böyledir. Biz o marangoz misali minberler yon-tarız. Bizim bu emanetlerimizi yerine koyacak er kişiler elbette çıkacaktır.

Muhyiddin İbn Arabî – Minber Kıssası