Kesik Yapraklar

NE YAZAYIM?

Küçük ellerimizle bir avuç su içtiğimizde yüzümüz; en kurak zamanlarda düşen bir yağmur damlasıyla, yaşama çatlak dokuyan toprak gibi olurdu… Diyen bir insanın özlemini mi?

RUHUMUZ!

Bir ağacın kesik yapraklarından farksız olmazdı… Bu ağaçla harmanlanan rüzgârdan kendini esirgeyemeyen bir bedenin hasretini mi?

KÜÇÜKKEN…

Semazen gibi açardım ellerimi, dönerdim etraflıca gökyüzünü karelercesine göz bebeklerime… diyen bir çocuğa; Bu dalışta bir yolcu gibiydi bulutlar, doğdukları yerlere geri dönen gurbetçi büyükler gibi… diye bağıran bir yaşam tamircisini mi?

Zamanın bütün kuşaklara sunduğu habitatın, insanlık ruhunu keşfetmiş bu… Hayatın mahiyetiyle yüzleşmiş, mazlum, müstakil, darboğazlar içinde şerh etmiş olan üftade hâlimizi mi?

NEYİ YAZAYIM?

Güzelliğin gözlerine vereceği zarar, var olma ceddini kaybetmiş bir milletin zayiatı gibi; Daha derin, daha düşkün ve daha bi’çaresizse! Ne yazayım?

Miadını doldurmuş bu zaman diliminde; Çocukluğundan ve hayallerinden ayrılıp gitmiş, göç etmiş bulunan rasathane sakinlerinin, çilesi üzerine kurulmuş olan bu fezayı…

NASIL YAZAYIM!

hayat yolunu bulur..