Fırsat Eşitliği için İnternet Ortamında Sosyal Sorumluluk Girişimi

“Engelli çocukların dünyalarına ulaşmak, onları anlamak; eğitimde çağdaşlığın, toplumda gelişmişliğin, insanda duyarlılığın bir ölçüsüdür”

Engelli kelimesi herkes için belli özellikleri olan kişileri ifade etmektedir. Bu konuda gerçekleştirilen bir araştırmada, bireyleri tanımlamak için kullanılan ilk terimin tarihçesinin 13. yüzyıla kadar gittiği bilinmektedir. Özel gereksinimli bireylere ilişkin ulaşılan ilk yazılı dökümanın da ilk çağlardan başlayarak 16. yüzyıla denk gelmesi, o dönemlerde değişen sosyal ve toplumsal özelliğin bu bireylere olan tutumunu gösterebilmektedir. Daha sonra bilim ve teknolojideki gelişmeler ve değişmeler, toplumsal tutumları etkilemiş, toplumun özel gereksinimli bireylere bakış açısı değiştikçe, bu bireyler için geliştirilen tedavi, sağaltım ve eğitim hizmetleri de değişmiştir.

İlkel kabileler ise özel yetenekleri ve farklılıkları olan bireylere genellikle korku ile yaklaşmışlar, genel anlamda bu durumu utanılacak bir durum olarak kabul etmişler, boş inançlar, hurafeler ve masallarla bu düşüncelerini desteklemişlerdir. İlk sistematik sağaltım çalışması ise 19. yüzyılda başlamıştır. Bu yüzyılın ilk yarısı, çeşitli engel gruplarındaki çocuklarla heyecan, istek ve hevesle yapılan çalışmaların görüldüğü bir dönem olmuştur. Lâkin sosyal ve eğitimsel ihmallerin fark edilemediği bu dönemde, ağır derecede yetersizlikleri / sınırlılıkları olan engelli bireylerin gelişebileceği fikri ise Itard ile 1963’de yaşam bulmuştur.

Dahası, o dönemlerde Avrupa’da konu hakkında pek çok fikir ayrımcılığı yaşanmıştır. Fakat engelli bireylerin sayısının çoğalması, toplumsal çabalar ve doğal eşitliğin azalması ile tıp ve eğitim alanında dramatik adımlar atılmış, engellilerin eğitimine ilişkin ümit veren yöntemler ve uygulamalar geliştirilmiştir. Böyle bir ortamda yeteneklerin, çevrelerin, farklılıkların, engelli bireylerin günlük yaşamlarının / davranışlarının, bütünleşecekleri toplumun standartlarına / normlarına uygun hale getirilmesini savunan normalizasyon, toplumsal yaşama paralel gelişmiştir. Dolayısıyla engelli birey ilk olarak rönesans dönemi sonrasında, toplumun içinde denetimi ve gözetimi olmadan, bireysel beceleriler elde etmiştir. Öğrenme yaşamı için bir başlangıç sayılabilen bu an, engelli çocuğun dünyayı algılamak için harekete geçtiği andır.

Günümüzde ise yaşayarak öğrenmenin, hayatla bütünleşmenin bir başka boyutu olan ve farklılıklarla birlikte yaşama kültürünü yansıtan entegrasyon; uygulama ve yöntemler açısından “kaynaştırma”; haklar, ihitiyaçlar açısından “bütünleştirme”; sosyal, duygusal ve kültürel paylaşımlar açısından “uyumlaştırma” modeli olarak karşımıza çıkmıştır. Çünkü entegrasyon; engelleri, farklılıkları, yetersizlikleri olanlarla, normal kabul edilenlerin uyumlu birlikteliğini ifade eder. Bu konuda bilgisine, tecrübesine inandığım ve Artı Kalite Özel Eğitim Rehabilitasyon Merkezi Müdürü, Mustafa Ateş’in bir makalesinde bahsettiği gibi;

“Ülkemizde entegrasyon şimdilik, sahipsiz bir taşın sığ sularda yarattığı yitik dalgalar gibidir. Acısı da, etkisi de, yalnızlığı da, umudu da, kendi içinde, çığlıklarıyla sessizce yaşanan…”

Türkiye Bilişim Dergisi - Kemal Ateş
Türkiye Bilişim Dergisi – Kemal Ateş

Bu bölüme kadar engelli bireylerin yaşantısına dair birkaç örnek vererek, toplumların bu özel bireylere olan bakış açılarından ve tarihsel gelişimlerden kısaca bahsettik. Peki milyonlarca bilgisayar kullanıcısının aynı anda bağlanabildikleri internet ortamında, sosyal sorumluluk girişimi, bir istihdam modeline dönüştürülebilir mi; bir düşünelim…

Öğrenmenin bir başka boyutu olan internet, bilgisayar ağından çok daha farklı bir fikirdir. Ağların ağı olarak bilinen bu ortam, büyük bir sosyal entegrasyon alanıdır.

Bahsedeceğim bu çalışma, normal bir bireyin elektronik ticaret sisteminden kitap alarak; hem sosyal sorumluluk girişimi olan bir istihdam modelinin gelişebilmesine, hemde engelli bireyin maddi kaynak kazanmasına yardımcı olacaktır. Normal bireyin katılımcı ve fırsat eşitliği anlayışıyla kitap alacağı bir sistemde, engelli bireye kazanç getirecek olan yöntem nedir, biraz bahsedelim.

Bu güne kadar farklı konuları, olayları ve yaşamları saklayan kitapları; raflarında tektek dolaşarak, arka kapaklarını, varsa konu başlıklarını, birkaç satır yazısını / şiirini okuyarak tercih ettiğimiz kitabevlerinden almanın insana verdiği keyif kaçınılmazdı. Fakat insanlar çok hızlı gelişen ve ilerleyen Dünya’da, teknoloji yardımıyla pek çok alandaki bilgilere kolay, ucuz, hızlı ve güvenli bir şekilde erişebilmektedir. Dolayısıyla fiziki olarak elle tutulup hissedilemediğinden, sadece görsel açıdan estetik ve kolay izlenebilirliğin öne çıkmasını sağlayan elektronik ticaret sistemleri hızla yaygınlaşmış ve şimdi istihdam modeli olarak düşünülnüştür. Bu modelde ise normal birey sisteme üye olurken, bir engelli müşteri temsilcisini kabul etmek zorundadır. Bireyin satın alacağı kitabın %15’i doğrudan engelli bireyin hesabına yatmaktadır. Yalnız ufak bir detay var; böyle bir sistemin sahibi ancak engelli bireyler olabilir. Geliştirilmesi aşamasında bir ekip çalışmasına gereksinim duyulabilsede, engelli bireylere hangi kesimde olursa olsun eşit oranda faydalanma imkanı tanıyacaktır. Bu durumda bir tek ortak noktamız vardır: “İNTERNET”.

Türkiye’de yaşayan engelli bireylere bu istihdam ve sosyal entegrasyon alanından tamamıyla faydalanabilecekleri bir ortamın sunulamamış olması; ülkemizin toplumsal duyarlılık potansiyeline haksızlıktır. Toplumsal vicdanın ve duyarlılığın ses olabileceği, örnek model girişimler ve uygulamalar duyarlı, gönüllü ve bireysel / kişisel sosyal sorumluluk duygusuna sahip olan kişilerin öncülükleriyle başarılacaktır, insanlık tarihinde ve dünyada daha ileri gelişmişlikler böyle başarılmıştır.

Hepinizi Sevgiyle Selamlıyorum

Kemal Ateş

Yardımcı  Kaynaklar :
 Engelliler ve Yaşam – Mustafa Ateş’in makalesi, Ocak,1999 – Kök Yayıncılık
 Zihin Engelliler ve Eğitimleri – Edt.Prof.Dr. Bülbin Sucuoğlu Ocak,2009 – Kök Yayıncılık

Kaynak: Türkiye Bilişim Dergisi