Erciyesten..

Neredeyse hayranlık uyandıracak kadar asil ve süslü bir manzaraya doğru ilerliyorduk. Aşktan ve ateşten ve denizden gelenler için ters bir yöne doğru yürüyorduk. Yalnız haritalardan çizilmiş bir yola ait değildi adımlarımız.

Sıcaktan soğuğa doğru nefes nefese yürürken durmak gelir ya içinizden. Teniniz kızarır, elleriniz üşür, hafiften titremek gelir ve kıpkırmızı kesilirsiniz. Henüz mor yakalamamıştır sizi ama kovalar. Tıpkı Rusya’nın Oymyakon köyünde -45 derecede suyun serpildiğinde havadan nasibini alır almaz kademe kademe donması gibi, zarif bir soğuk vuruyordu yüzümüze. Bizi çekiyordu kendine, peşinden sürükleniyor gibiydik. Yolun sonu sisli görünse de ilerledikçe bir adım daha atmak geliyordu içimizden.

Bu yolun sonunda, yamaçlarda, hani derin denizleri büyük bir aşkla keşfeden bir his vardır ya. Yeni bir limana demir atmanın heyecanı… Yahut okyanusta aylarca yol aldıktan sonra bir Puca Piapolo adasına sal indirmek gibi. Böyle insanı tazeleyen bir his vardır ya. İşte o doğar içinize. Hem burada çok fazla canlı da yoktur. Sessizliktir sizde yankı uyandıran, sessiz fısıltılardır.

Bu fısıltılı ortamda en fazla rüzgârın sesidir kulağınızı ovuşturan. Başınızı biraz kaldırdığınızda haritalardan bulamayacağınız bir çağın yansıması çarpar gözlerinize. Parlak bir ışık buğusu oluşur saatler ilerledikçe gündüzden. Geceleyin yıldızlar yeni bir yön belirler ve yeni bir yüzyıla ait eskimemiş bir harita belirir gökyüzünde. Ve bu harita sizindir, size aittir. Sahiplenebilirsiniz onu. Çünkü aşksızlıktan taşlanan kalplerimiz aşka giden tüm yolları kapadı ve öylece kalakaldık.

Şimdiyse pusulası ve zamanı size ait olan bir harita kaplı gökyüzünde… Artık hayalleri girdaplardan yamaçlara çekmenin zamanı geldi. Bir hayal için ilk sesi duymanın, ilk nefesi almanın ve ilk dokunuşu gerçekleştirmenin vaktidir.

İşte benim hayatımın büyük şansından ilk adımı atıyorum, kelebekler kadar narin bir kalbe..

1525138_10151890401049862_647301157_n

Kemal / Erciyesten