En Acı Yük

Bir Babanın En Acı Yükü…

Nejat İşler’in sağlık durumunun yapılan açıklamalardaki gibi iyiye gitmediği iddia ediliyor. İmar planları hazırlanan Okmeydanı’nda tapu dağıtımlarına başlandı. Dolar bürolara yaradı ve cirolarda %40’a yakın artış oldu. Otomotiv pazarı yıla %8 düşüşle başladı. Home of yolsuzluk ya da home of paralel! Dönemini aşmak üzereyiz. Gelir vergisi tebliğ taslağında kira geliri elde eden gurbetçiler unutuldu. Yeni yargılamaya 2. Ret, emniyette deprem devam ediyor. Öcalan gazetecilerle görüşecek, usulüne göre yumuşatacak. Meclis denetimi engelliyor, “özel yetki” lağvediliyor. Suriye çocuklarına işkence yaparken, Türkiye halkını fişliyor. Turpun büyüğü heybede, toplum sarı kart gösteriyor…

Artık Türkiye’de her şey o kadar hızlı gelişiyor ve değişiyor ki; Herhangi bir işi sistemize ederek entegrasyonel bir yapıya oturtmak oldukça zor. Sürekli değişime ayak uyduran bir zihin haritası çizilmiş ve hangi kitap çıkarsa çıksın, hepsi bizim için yazılmış sanki. Her şeyin ucu, öyle veya böyle bize de dokunuyor. Çünkü siyaset, sistemini kuramadığı bu enteresan yönetim yapısının her ayağında, her bacağında; Vücudun her bir noktasında varlığını adeta bir kemirgen gibi devam ettiriyor.

Kemirgen gibi dedim: TUBİTAK, TBMM’nin bilgisayar ağına 7 farklı hesaptan dış bağlantı yapıldığını ispatlamış. Bu yetkiyi kimlerin kullandığı bilinmiyor. Kişisel bilgilere erişilebiliyor ve bunu yazanların “çılgınlık” yaptığı söyleniyor.

490-250

Cumhurbaşkanımız ise, “kızım sana söyledim, gelinim sen anla” anlayışını devam ettiredursun. Benzeri liderleri tarih kitaplarında okuyabilirsiniz; Fazla değil birkaç sayfa okuyun yeterli.

v201110230035060640975.mp4

Peki böylesi karmaşık, her şeyin günü birlik yaşandığı ve günü birlik önlemlerin alındığı bir ülkede biz neyi unuttuk? Gerçekten, çok samimi soruyorum; İnsanların neredeyse tüm hayatlarını en ince ayrıntısına kadar paylaşma noktasına geldiği sosyal medya varken! Kendi cevapları doğru olsa bile karşı tarafın yaptığını doğru kabul eden bir toplum olarak neyi unuttuk ve boş verdik. Gerçekten ya! Vicdanımızı nerede çiviledik?

karikatur_bir_babanin_en_aci_yuku_h40134

5 Şubat’ta, Van’da, Van’ın Gürpınar ilçesine bağlı Çeli mezrasında oturan Taş ailesinin 3 yaşındaki küçük çocukları Muharrem, yüksek ateşle aniden rahatsızlandı.

Yollar kar nedeniyle kapalı olduğu için ailesi Muharrem’i hastaneye götüremedi. Yalnızca ilgilileri arayarak yardım isteyebildiler. Görevliler gelir umuduyla beklerken Muharrem gece 02:00 sularında hayatını kaybetti.

Kapalı yolu da 4 saat yürüyerek ulaşan yakınları minik Muharrem’in cenazesini bir çuvala koyup sırtlarında taşıyarak 16 kilometre uzaklıktaki Yalınca köyüne geldi.

Minik çocuğun cenazesini bir çuvala koyup,

Sırtlarında taşıyarak 16 kilometre yürüdüler.

Yardım gelemediği için bir baba evladını,

Sırtında çuval ile 16 kilometre taşıyor…

oglunun-cenazesini-cuvala-koyup-sirtinda-tasidi-4030821-300x168

Ölümünde herkesin suçu bulunduğunu düşündüğüm bu olay 5 Şubat 2014’de Türkiye’de yaşanıyor…