Çölde Ararım İzlerini

Dosdoğru git bakalım, dosdoğru…

Geçenlerde ‘Çöldeki İzler’ isminde bir film izledim. Yaşanmış bir olayın beyaz perdeye yansımasıydı ve fazlasıyla etkileyiciydi. Kendi neslinin, cinsiyetinin ve sınıfının rahatına düşkünlüğünden doğan aşırı kırgınlıktan bunalmış bir kadının; biri yavru dört hörgüçlü devesiyle olan yolculuğunu anlatıyordu. Bu yüzden Develi Kadın olarak National Geographic fotoğrafları arasında yer almış.

Yaşanmış bir gezi olmasından dolayı bende çölün saflığına dair çok güzel bir iz bıraktı bu film…

Kavurucu rüzgâr ve alabildiğine boşluk...

Dürüst olmak gerekirse amacım bu filmi yazmak veya izlediklerimi kendimce yorumlamak değil. Sadece yaşanmış bir olaydan ilham aldığı için ve neredeyse gerçeğine benzettikleri için arşivlemek istiyorum; Çünkü çok etkilendim ve bunu gizleyemiyorum.

Düşünsene! Gidiyorsun 8 ay para kazanmadan sadece öğrenmek için deve çiftliğinde çalışıyorsun. Sonra sana bu çalışma karşılığında sözü verilen 4 vahşi deve verilmiyor. Ayrılıyorsun ve yeni bir çiftlikte işe koyuluyorsun fakat bu sefer biraz daha şanslı olmandan dolayı develeri kapıyorsun. Biri de hamile kalıyor üstelik ve National Geographic sana sponsor oluyor. Çünkü farklı bir gezi planın var. Farklısın ve bir kadınsın. Cesaretli bir kadınsın.

Bunu gerçekleştirebilen erkekler de oldu fakat kimse bu cesareti bir kadından beklemezdi. (O erkeklerden birini yakın zamanda yazacağım) Bu yüzden dönemin medyası geziden sonra kadını fazlaca bunaltmış. Tabi medya bu geziden sonra, ya öncesinde…

Kendi neslinin, cinsiyetinin ve sınıfının rahatlığına düşkünlüğünden doğan aşırı KIRGINLIKTAN bunalmış. İşte bunun ne demek olduğunu çok iyi anlıyorum. Aradan yıllar geçti, hala tavanlardayız…

colde-ayak-izleri