Öle değil mi ?

küçük nefesler, minik ayak sesleri, çıta kaçışları…

Bunları düşünüyordum ki hemen aşağıda; yazarı belli olmayan bir yazıya denk geldim.

Okurken çok fazla şey geçti aklımdan, kestiremedim.

Gerçi farkında olmayarak aşktan ve sevgiden öç almayı öğrenenlerin… özellikle okuması gereken bir yazıydı.

Çünkü bana göre aşktan ve sevgiden öç alınmaz;

Öle değil mi ?

Bu arada F. Edgü’nün en sevdiği noktalama işaretiymiş, soru işareti. Benimse üç nokta. İnsanın, sırf kendi içinde de olsa, bitmeyen cümleleri olmalı…

Öyle işte.

Ama eğlenmesini bilen bir çift benim için daha önemli. Çünkü aşkı koyu yaşamaktan yana değilim ben. Sevmekten yanayım. Severek yaşamaktan.

Severek ve onunla birlikteyken eğlenmesini bilerek 🙂

general

Yine de yazıyı paylaşmak istiyorum.

Hadi yazarı belli olmayan bu yazı herkese gelsin.

Çünkü eminim herkes kendinden bir şeyler bulacak.

Ayrıca okurken istediğiniz müziği açmakta özgürsünüz.

Kısaca; keyifli okumalar…

♫ ♫ ♫

Yıllar önce tüm hayatımı değiştiren bir kızla tanışmıştım.

Dünyanın, daha önce asla görmediğim ve var olduğunu dahi bilmediğim bir noktasını görebilmemi sağlamıştı, gözlerimi açmıştı başka bir deyişle.

İlk kez aşık olmuştum hayatımda ve şimdi, geçmişime baktığımda, yaşadığım en derin aşkın da bu olduğunu görüyorum.

Onunla birlikteyken sahip olduğum ritim ve yoğunluk… Onun yanında geçiremediğim her dakika için çektiğim acılar… Aynı anda hem bu kadar mutlu, hem de bu kadar perişan olunabileceğini bilmezdim.

Size uygun birini bulmak, tüm hayatınızı kendisine adamak istediğiniz biriyle karşılaşabilmek, belki de bu hayatta başarabileceğimiz en mükemmel şeydir.

Fakat ne yazık ki, bu insan her zaman doğru anda çıkmaz karşımıza. İşte, bizi tarif edilemez bir acı dünyasına sürükleyen de bu olur.

Çok şükür ki, bizim için doğru olan kişiyi illa yanlış zamanda bulacağız diye bir kaide yok. Fakat olduğu zamanlar da oluyor tabi, ben yaşayan bir kanıtıyım bu durumun.

Bu tarz bir durum yaşamamış olanlar büyük ihtimalle şöyle diyeceklerdir: “İki insan birbirini sevdiğinde, şartlar ne olursa olsun, bir çözüm yolu mutlaka bulunur ve her şey halledilir.”

Üzgünüm, öyle olmuyor maalesef. Bunu, yalnızca filmlerde veya bizlere anlatılan peri masallarında görebilirsiniz; erkek kızla tanışır, birbirlerine aşık olurlar ve sonsuza dek mutlu yaşarlar.

Gerçeklik adamın yüzüne bir tokat gibi çarpıyor çoğu zaman. Duygusal olarak karmaşık canlılarız ve bu yüzden içerisinde bulunduğumuz durumları da karmaşık hale getiriyoruz.

Sizin için en doğru insanı bulsanız bile, eğer siz kendiniz, kendi benliğiniz için doğru bir insan değilseniz, ilişkiniz sona erecektir.

Bir ilişkinin sona ermesinin nedeni her zaman karşınızdaki insanın size göre olmadığını anlamanız değildir; bazen siz, olmanız gereken kişi değilsinizdir.

Eğer ciddi ve sevgi dolu bir ilişkiyi yürütebilecek bir kişi değilseniz, yaşadığınız ilişki sona erecek demektir ve orada bir gelecek bulamazsınız.

Eğer bir ilişkide yetersizseniz, bu durumu kendi içinizde büyütürsünüz ve en sonunda birlikte olduğunuz masum insana patlarsınız.

Böyle bir şey yaşadıysanız size üzülmeyin diyemiyorum, fakat en azından yalnız olmadığınızı ve sizin gibi diğer insanlar olduğunu bilin.

Birçok insan bahane uydurur; düzgün bir ilişki yürütmeye olanakları olmadıklarını, bulundukları yerin buna müsaade etmediğini söylerler ve bunun için de sürekli hayatı suçlarlar.

Bir çoğu kariyerlerine odaklanmaları gerektiğini söyler. Bazıları da daha çok genç olduklarını, çoluk çocuğa karışmadan önce tek başlarına hayatın tadını çıkarmak istediklerini söylerler.

En kötüsü de kendilerini sevgilerinin gerçek olmadığına inandıranlardır. Birini severler ama kendilerini yetersiz hissettikleri için ‘hayır sevmiyorum’ diye kendilerini kandırırlar.

Bu amaç uğruna tüm anılarını ve duygularını unutmaya, aşklarını kalplerinden söküp atmaya çalışırlar.

Bunlar gerçeğin üstünü örtmek için yapılan şeylerdir. Aşıksanız aşıksınızdır, bunu hiçbir şey değiştiremez. O kapıyı asla kapatamazsınız. Tecrübeyle sabittir.

Aşık olduğunuzu kabul edin veya etmeyin; bazen bir aşka sahip çıkabilecek bir kişi değilsinizdir, en azından karşınızdaki insanın ihtiyaç duyduğu gibi sevecek kabiliyetiniz yoktur.

Gerçek aşk farklıdır. Bizi tüketen, eskiten, arzulu fakat aynı zamanda sakin, birliktelik duygusunu sonuna kadar hissettiren, düşünceli ve arkadaşçadır.

“Aşık oldum” dediğimiz zaman, buradaki aşk sözcüğü, bu kavramı en sade haliyle temsil etmeli; derinden ve bencilce sevebilmeliyiz karşımızdaki insanı.

Aşk bir peri masalı değildir, acılarla ve tükenmişliklerle doludur fakat yine de insanın asla vazgeçemeyeceği yegane duygudur şu dünyada.

Sonunda gerçekten birlikte olmak istediğimiz bir insan bulmuşuzdur, fakat fedakarlık yaparak bizi biz yapan bazı şeylerden vazgeçmek istemiyoruzdur.

Ciddi bir aşka adım attığımızda, kendimizden bir parçayı geride bırakacağız ve onun yerine, kalbimizi aşkın büyüsüne teslim edeceğiniz.

Cesaret edebilir mi insan buna? Eden ediyor…

Bir parçanızı sevdiğiniz kişiye teslim edersiniz. Ona gerçekten bağlanınca, geleceğe dair planlar yaparak kalbinizi tamamen bırakırsınız karşınızdaki insana.

En derin ve sade aşklar, iki insanın birbirine kendilerinden bir şeyler verdiği ve kalplerini korkusuzca birbirine teslim ettiği aşklardır.

Aşık olduğumuz kişiye hak ettiği sevgiyi veremiyor, fakat aynı zamanda ayrı kalamayacak kadar da çok seviyorsak onu, ne yaparız?

Yapabileceğiniz tek bir şey var: Birlikte olduğunuz insanın sizden uzaklaşmasına izin vermek, ki bu dünyanın en acı verici durumudur.

Sizi mutluluk denizlerinde yüzdüren aşk, işte şimdi sizi acı dolu sularda boğmaktadır.

Karşınızdaki insanı kendinizden uzaklaştırmaya karar vermek, yaşamınız boyunca peşinizi bırakmayacak kritik bir karardır.

En kötü yanı da, ayrı kalmaya başladıkça onu ne kadar özlediğinizi ve onsuz yapamayacağınızı anladığınız andır.

Bundan yaklaşık 10 yıl önce tanıştığım, aşık olduğum ve yaşamımın en mutlu anlarını birlikte yaşadığım, bana sevmeyi ve sevilmeyi öğreten o kızla, o günden beri hiç konuşmadım.

Fakat biliyorum ki, kalbimin bir yerlerinde o hep duruyor ve bir parçam hala onu seviyor, hep de sevecek.

Hiçbir zaman birlikte olamayacağımı bildiğim birini, tüm gün düşünmek biraz acı verici ama yine de katlanılabilir. Bazen düşüncelerde bile birlikte olabilmek mutlu ediyor insanı.

Mutlu ediyor çünkü biliyorum ki o hayatımın bir parçası, varlığıyla veya düşüncelerimde, hayatımda sahip olduğum en güçlü renk o.

Bazılarınız, sizin için bu denli değerli olan kişiyle doğru zamanda karşılaşacak ve gerçekten mutlu olacaktır.

Fakat diğerleri, tıpkı benim gibi, yanlış zamanı seçecek ve yalnızca hayallerinde aşkının tadına varabilecekler. Yaşam böyledir, hüzünlü bir şarkı gibi…

Umarım benim durumuma düşenler güçlü kalabilmeyi ve yaşamdan vazgeçmemeyi seçebilir.

Unutmayın; yeniden aşık olacaksınız ve mutluluk sizi bekliyor olacak. ‘O’ kişiyi kalbinizin derinliklerinde hep sevseniz de, hayat karşınıza başkalarını çıkaracak.

İnanması güç, fakat hayatınızda doğru zamanda doğru biriyle karşılaşmak mümkün. Birçok insana oldu bu ve sizlere de olmaya devam edecek.

Sahip olduğunuz aşktan vazgeçtiğiniz bir hayat yaşamaya değmez. Aşk bu dünyada uğruna nefes alınabilecek tek duygudur.

Sevdiğiniz kişiye sahip olun veya olmayın, fakat onunla yaşamayı, onu her an içinizde yaşatmayı öğrenin. İnanın dünya daha güzel bir yer olacak.

Sıkıntı yok, cheers sevgilim!

Engelli Ne Zaman Emekli Olur?

Merhabalar, İşe yeni başlayacak olan engelli ne zaman emekli olur?Değerli Dostum Sos.Güv.Ve İş Mevzuatı Danışmanı, Sosyal Güvenlik Müşavirleri Derneği Başkanı Yılmaz Aydıner beyin gönderdiği tablo aşağıdadır.Tabloyu inceler ve kendinize uyan satırda değerlendirirsiniz.

Sorularınız olur ise de Yılmaz Aydıner: Tel: 0212 6607583  Faks: 212 5836844 Cep: 0532 2359651  0541 6607582

Selamlar. Kemal ATEŞ

4958 Sayılı Kanun

Sigortalılık Başlangıç Tarihleri 1.Derece 2.Derece 3.Derece
Sigortalılık
Süresi
Gün
Sayısı
Sigortalılık
Süresi
Gün
Sayısı
Sigortalılık
Süresi
Gün
Sayısı
1.1.1901 5.8.1991 tarihinden önce 15 Yıl Ay 3.600 15 Yıl Ay 3.600 15 Yıl Ay 3.600
6.8.1991 5.8.1994 tarihleri arası 15 Yıl Ay 3.600 15 Yıl 8 Ay 3.680 16 Yıl Ay 3.760
6.8.1994 5.8.1997 tarihleri arası 15 Yıl Ay 3.600 16 Yıl 4 Ay 3.760 17 Yıl Ay 3.920
6.8.1997 5.8.2000 tarihleri arası 15 Yıl Ay 3.600 17 Yıl Ay 3.840 18 Yıl Ay 4.080
6.8.2000 5.8.2003 tarihleri arası 15 Yıl Ay 3.600 17 Yıl 8 Ay 3.920 19 Yıl Ay 4.240
6.8.2003 5.8.2500 tarihleri arası 15 Yıl Ay 3.600 18 Yıl Ay 4.000 20 Yıl Ay 4.400