Soruşturma

Kız çocukları konusunda ne kadar duygusal davrandığımı etrafımdakiler de fark etmiş olacak ki bu konuda ilginç tespitler de bulunmaya başladırlar…

Gerçek olan şu ki kız çocukları konusunda duygusal olabilirim. Hatta onlarla ilginç şekilde ilgilenebilir, halleri ve huylarını benimseyebilirim. Birlikte minuscule bile izleyebiliriz…

Genelde bu çizgi filmi çok beğeniyorlar. Bende çok seviyorum.

Yalnız yaşadığımız dünya iyilerin olduğu kadar kötülerinde var olduğu bir dünya.

24 Ekim 2013 gecesi kötü bir deneyim yaşadım (Çok küçük bir bölümünü anlatayım)

Perşembe gününe denk geliyordu sanırım. İş yaptığımız arkadaşlarla hep beraber yemek yiyelim düşüncesiyle dışarıya çıktık. Aramızda bayan arkadaşlarımız da var. Yemekten sonra türkü dinlemek amacıyla genelde bürokratların ve iş adamlarının gittiği bir yere geçtik (Şuan soruşturma süresi devam ettiği için ismine yer vermiyorum)

Misafirlerim içeriye girdiler benim de ufak bir işim çıktı o yüzden bir süre geç geldim. O sırada arkadaşlarım içeride 9 ve 14 yaşlarında iki küçük kıza zorla alkol verildiğini gözlemlemişler. Bunu bana bildirince polisi arayarak durumu anlattım ve yerin adresini verdim.

İlk geldiklerinde bende gelmiştim ve içeride kontrole giremediler. Nedeni Turizm Bakanlığı tarafından verilen bir belge varmış. Bu nedenle memur beyler sonradan bize içeride kimlik uygulaması yapamadıkları bilgisini verdiler.  Bu sefer iki kez daha aradım ve iki kez daha emniyet ekipleri geldi fakat bu belge nedeniyle tekrar uygulama yapamadılar.

Biz de müthiş rahatsız olduk bu durumdan. Yaklaşık olarak beş kişiyiz, sonradan diğer iki arkadaşım çıkmak durumunda kaldılar… Neyse biz işletme sahiplerini uyardık. Düşünsenize iki kız çocuğuna zorla alkol veriliyor, annesi zaten hap almış durumda; çocukların bilinci yerinde değil…

Ben ve arkadaşım her an her şeyi yapmaya müsaittik.

Şikâyet ettiğimizi ve bu durumun hemen düzeltilmesi gerektiğini söyledik. Ne oldu dersiniz…

İsmine ve adresine soruşturma sonrasında yer vereceğim işletmede çalışan 16 kişi aynı anda üzerimize saldırdı. Arkadaşımı ve beni darp ettiler. Biz kendimizi savunmak durumunda kaldık ve karşı saldırıya geçmedik ama vurun dedik. Vurun diye bağırdık. Bu önemli bir detay aslında; Fakat onlar neden vurun diye bağırdığımızı hiç düşünmediler…

Ben geceyi hastanede geçirdim, arkadaşım da bir süre tedavi olduktan sonra karakola geçti. Bende adli tıp raporumla birlikte üç saat sonra, sabaha karşı geçtim. Memur beyler gelip aldılar ve tüm gece olduğu gibi orada da bizimle çok iyi şekilde ilgilendiler. Tabi doktor hanımlar da çok ilgilendiler. Üç kişi sürekli yanımdaydı ve o durumda olan biri için bu oldukça güven verici.

Karakolda soruşturma başlatıldı, detaylar alındı ve raporlar oluşturuldu. Soruşturma kapsamında farklı kurumların da bilgisi alınacak. Biz vurun, vurun diye bağırdığımızda neden bu şekilde bağırdığımızı düşünmeyen arkadaşların her birinin başı ciddi şekilde dertte; Horosanlı müdürü ve Diyarbakırlı sahibi dahil; Bürokratların ve iş dünyasından insanların gittiği bu işletme yakın zamanda kapatılacak.

Not: Olayı soruşturma sonrasında detaylandıracağım ve iş süreçlerinde beklenmedik durumlar olarak sunumlarıma ekleyeceğim.

sorusturma kemal ates

Kemal Ateş

26.10.2013 – 09:23

Yolculuğa Hazırlık

Bu hayallerle dolu bir öykü değil, aynı tutku ve düşüncelerle dolu bir yaşamın belli bir güzergâh üzerindeki yolculuklarına hazırlıktır.

Plan: Bir ayda, 4 bin kilometre yol almak.

Yöntem: Doğaçalama

Amaç: Sadece kitaplardan bildiğimiz Asya Kıtası’na bağlı Hindistan’ı ve dağlarını keşfetmek.

Araç: “Güçlü” çarpmaya dayanıklı ve sızıntıdan uzak bir “motosiklet ”

Pilot: TOSPAAA

Yazmayı ve gezmeyi seviyor.

Pilotun hayali: Yolculuğu, önümüzde ki yaş günüyle taçlandırmak.

Yardımcı pilot: KAPLUMBAAAM

Güzergâh: Henüz bir araya gelmeyi başarıp hazırlayamadık. Bir de çok yoğunuz da 🙂

Bakarsın bir arkadaşı görmek için bir yerlere de uğrayabiliriz… Bakarsın!

İnsan ruhunun en ücra köşelerine doğru yolculuk etmek gibi bu… Orada yeni kültürleri hissedeceksin, farklı sebzelerin tadına bakıp topraklarını keşfedeceksin. Arkada bırakacaksın bir çok şeyi. Bir süreliğine izlemeyeceksin. Dersler, sınavlar, insanın uykusunu alan o güzel toplantı ve yemekler hepsinden uzak kalacaksın. Daha mutlu, daha refah içinde, sorunsuz, sıkıntısız, terörsüz, mutlu insanların yaşadığı bir dünyaya yolculuk yapıyorsunuz… Önündeyse keşfetmek istediğin o ülkeler, dağlar, nehirler, mağaralar, su kaynakları, göller ve denizler olacak. Ve O andan itibaren, sadece “Güçlü”ye güveneceksin.

Bunu yaptığın zaman maceracılara benzetiliyorsun ve her yerde hayranlık ve gıpta ile izleniyorsun.

Hepsini geçtim, uygarlığı arkanda bıraktığın için mutlu oluyorsun; Dünya’ya daha yakın olduğun için…

Tabii, ailesi elması ne kadar derine gömerse, korsanın çalmakta o kadar kararlı olacağı bir olayla karşılaşırsam, o elması çalmaktan hiç şüphe etmeyeceğim bu sefer…

Elmasın çalınmaya hiç itirazı olmazsa…

Not: Kendi Everest’ime tırmanıyorum fakat bu günlerde iştahım çok açıldı. sürekli bir şeyler yiyip içmek istiyorum. Spora devam… Aslında spor da yapamıyorum lan

yol

Kemal Ateş

20.10.2013 – 19:53

Yardımcı Kaynak: The Motorcycle Diaries

Hayatın Değişimi

Durun size hayatın değişimini anlatayım…

Hayatı değiştirebilecek 4 nokta vardır…

1 numara: Tiksinme… Evet tiksinme…

Tiksinme negatif bir duygudur ama olumlu ve güçlü bir etkisi olabilir. Çünkü tiksinme size şunu der: “yeter artık!”

Bu önemli bir dönüm noktasıdır işte…

“yeter artık!”

New York’ta bir şirkette çalışan güçlü bir bayan yöneticiyle tanıştım. Bir şirkette başkan yardımcısıydı. “Bu seviyeye nasıl geldin?” dedim. Büyük bir gelirin var, üniversiteye ve yüksekokula hiç gitmemiş… Buraya nasıl geldin dedim. Yönetici… Güçlü… Geliri Yüksek…

Bana “Senaryonun bir bölümünü anlatayım” dedi.

Birkaç yıl önce ben genç bir anneydim. Bir gün kocamdan 10 dolar istedim ve kocam bana “Ne için?” dedi… O gün bitmeden önce bir daha asla para istememeye karar verdim.

Eğitim fırsatlarını araştırmaya başladım. Buldum ve kursa gittim dersler aldım okullara giderek. Şimdi başkan yardımcısıyım ve çok para kazanıyorum dedi. Sonrasında ekledi, sözünü tuttuğunu ve asla ama asla bir daha para istemediğini söyledi.

İşte “Yeter!” dediğiniz anda hayatınız değişime uğramaya başlar…

“Tiksinme…” bu konuda size yardımcı olan bir duygudur =)

degisimKemal Ateş

17.10.2013 – 23:26

Gerçek, Sizi Özgür Bırakır

Gerçek, sizi özgür bırakır..!

Eski yazıtlarda aynen böyle denir. Peki ne yaparken özgür bırakır?

Hatalarınızı düzeltmek için özgür bırakır!

Hatalarınızı düzeltip yeni tavırlar geliştirmek için sizi özgür bırakır!

Eğer hayatlarınızda değişiklik istiyorsanız yapmanız gereken şey size bir şeyler öğretecek olan sonuçlara varmanız olabilir. Felsefenizde, tavırlarınızda ve davranışlarınızda sizinle bütün olmayan seçeneklerin hepsinde değişiklik gerekse bile bundan kaçınmamalısınız. Bir özür bile düşündürüyorsa sizi, bunu dahi geç olmadan gerçekleştirmelisiniz. Sonuçlarına katlanarak…

Çünkü siz gerçeğe sımsıkı bağlanırsanız sonuç almanızda yakındır. Çünkü gerçeğin var oluş nedeni budur. Hayatımızda yapmamız gereken değişiklikler için gereken öğretileri almamız için vardır.

Asıl nedeni budur işte!

Eğer meteliksizseniz bu gerçeği tekrarlamanız teyit etmeniz için yeterlidir: “Ben meteliksizim!”

Bu gerçeği her gün görmek için buzdolabını kullanabilirsiniz mesela. Bakıp bakıp “ben meteliksizim” demelisiniz. “Ben Türkiye’de yaşıyorum ve meteliksizim” bu kadar yeter ama bu durum size bir şeyler anlatıyor olmalı. Bir yerlerde bir yanlış yapmışım ve çuvallamışım. Bu duruma hayatınızın dönüm noktası denir ve başlatacağınız süreç çok küçük bir süreçtir!

Dolayısıyla değişiklik diğerini tetikler, o diğerini tetikler ve böyle sürer gider. Fakat burada en önemli konu sizin bu değişimi pozitif bir şekilde harekete geçirmenizdir. Yukarı doğru giden pozitif bir grafik çizerseniz; buna hayatınızda ki değişim denir.

Bu değişim gerçekleşirken mevcut değerlerinize lanet okumazsanız, hayatınızda bir şeylerin normalleşmeye başladığını gözlemleyebilir ve sonuçlarını almaya başlarsınız.

gercek

Kemal Ateş

17.10.2013 – 22:37

İnsan Karanlık

İnsan Karanlık

İnsan Kör

İnsan Sağır

İnsan Suskun

İnsan Cani

İnsan Yılan

İnsan İt

İnsan Vurgun

İnsan Bela

İnsan Yalan

İnsan Dolan

İnsan Hayın

İnsan Çıyan

İnsan Puşt

İnsan Dost Yüzlü

İnsan Gülücüklü

İnsan Yanan Cigara

İnsan Sönmüş Kül

İnsan Dört Ayaklı

İnsan Soysuz

İnsan Namussuz

Gurursuz, Onursuz

Varlıktan İbaret

İnsan… .

karanlık

Gülümsemek

İnsanın en çok sevdi(ce)klerine yakıştırdığı, bana göre her insana yakışan, çekilmesi zor olanlara bile yaşama sevinci katan ve etrafımda ki birçok insanın hem en masum, hem de en samimi halini yansıtan olay nedir diye soracak olursak.. “gülümseme” derim.

Hayata yaşam, yaşama sevinç katan insanların vazgeçilmezi..

Çok fazla insan bunu samimi duygularıyla yaşayamıyor ve içlerinde öyle ya da böyle bir belirsizlik veya genel olarak bir boşluk oluşuyor. Bir süre sonra kendisiyle çelişiyor. Fakat bu tam anlamıyla o insanın suçu değildir; imkânlar ve engel olunamayan çevresel etkenlerden kaynaklanabilir. Kimi zaman hepimizin yaşadığı hatta bu samimiyeti yansıtamadığımız anlarda olduğu gibi.

Haliyle bu insanlar ayrı bir kamp alanında yaşamıyor. Bazılarınız kendinizden uzaklaştırmaya çalışabilirsiniz, (birçok örneğini gördüm) bence bunu yaptığınız için çok gereksizsiniz. Çünkü gerçekten birçok insanda bu durum var; En yakınınızda ki kişilerde dahi fark edebilirsiniz.

Fakat bu durum engellenemez değil…

Ben bugüne kadar profesyonel olarak hiç kimseden psikolojik destek almadım. Bazen merak ettiğim sorular olduğu zaman bir telefonla cevap alabildiğim insanlar oluyordu. Veya bir çay sohbetine denk getiriyorduk. Biraz hüzün, mümkün olduğu kadar da biraz sevinçle geçen anlar zinciri örüyorduk.

Daha çok beni mutlu edebilecek ve bunun için benden hiçbir şey götürmeyecek uğraşlar bulmam gerekiyordu; Bilgim dışında hiçbir şey götürmeyen tek şey de “yazı yazmaktı”.

En zor zamanlarımı, en stresli, en hüzünlü, en karamsar ve umutsuz, en fakir(: , tabi ki en zengin, kimi zaman en neşeli, kimi zamanda en mutlu anlarımı gizlediğim satırlarım oldu. Ve sayfalar bu sırları saklayan en sadık dostlardan sayıldıkları için sabun gibi kayan ilişkilerden uzak kaldık… Bu uzaklık kendini gösterenlere karşı mesafesini hep korumalı.

Dolayısıyla çevresel veya farklı nedenlerden dolayı boşluğa düşen ve belirsizlik yaşayan insanlar bunu deneyimleyebilirler. Ben az kitap okurum ama vakit buldukça deneme yazmaya çalışırım. Önemli gazetelerden engelli, bilişim ve teknoloji konularında profesyonel yazarlık teklifi almış olsam da yazı yazmak bana daha çok huzur ve sevinç kattığından bu yolla para kazanmayı hiç düşünmedim. Fakat yaşamında doruk noktaya koyanlara hep saygı duydum; düşüncelere ve görüşlere de kısmen saygı duyabilirim. Herkese saygı duyan ve her şeye evet diyen “Yes Man” lerden değilim.

… Yani insanlar bir şeyleri aşmak zorunda. Bu kendilerini olabilir veya hedefleri olabilir. Ama o yolu aşarken bir şeyi doğru yapmazlarsa geri dönemeyebilirler. “Samimi Gülmeyi”… Bunu yapamadıkları zaman bir şeyler hep eksik olur. İstediğiniz noktaya gelirsiniz, hatta garantilediğinizi sanarsınız ama bence bir şeyler hep eksik kalır. Hepsini geçtim; Bazen “hayat yolunu bulur, sen yine tutunacak dal ararsın.” Bu yüzden;

Hayatıma yaşam, yaşamıma sevinç katan insanlara karşı,

1

“Gülümsemekten, asla vazgeçmek istemiyorum”..

PK

Kemal Ateş

08.10.1988 – 11:20

 

Biraz Eksik Biraz Fazla

Önce spora gidin,
Sonra kuaföre,
Alışverişe çıkın,
Sonra ister tiyatroya
İster sinemaya
Güzel bir yemek yiyin
Akşam bir konsere gidin
Ya da karaokede coşun
Ne yaparsanız yapın
Birazı eksik birazı fazla olsa ne olur
Birlikte vakit geçirmekten keyif aldıklarınızla yapın
Maddiyatı her zaman düşünmeyin
Sadece parkta yürüyüş yapsanız ne olur…

rengarenk

06.10.2013 – 17:17

Galatasaray – Akhisar maçı oynanırken hemde(:

Duvarların Ardından

Gerçekte hayatta ve ayakta kalmak için yeni bir tür ‘zamanı anlama haritası’ var mı? İnsanlar neyi arıyor da bulamıyor?

Kadın değil baş belasını izlerken yazıyorum bunu. Hapishanede idamına bir hafta kala evlenen fakat sürpriz bir şekilde afla kurtulan bir kadının eğlenceli, keyifli ve samimi bir filmi.

Bu filmde de “en yorgun sözcük: aşk” İster işine, ister politikaya, ister eğitime, neye duyarsan duy… Ben hayata dair derdi olanların, insana duyduğu aşktan bahsediyorum. En çok hırpaladığımız, hırpalandığımız, sürekli savaştığımız, yaralı bir sözcük; Dolayısıyla da yorgun.

Ne var ki günümüzde artık, kimsenin kendini adayacak ve bağlanacak zamanı yok! Enerjisi yok! Hareket, hız ve değişim bitirdi. Çeşitlilik bitirdi. Medya bitirdi. Pazarlama faaliyetleri bitirdi. Her şeyin görünmeyen iplerle bağlı olduğunu unuttuk… Aslında hiç anımsamadık. Çünkü sabun gibi kayıyoruz ilişkilerden. Dolayısıyla her şeyin görünmeyen ipliklerini yakıyoruz ve her gün, hepimiz bu kanıtların içinde yaşıyoruz.

An’a odaklı yaşama! Geçmiş yok, gelecek belirsiz. Öyleyse “Ânın tadını çıkar!” Sloganımız bu. Gerçeğin yerini ‘gerçekmiş gibilerin aldığı, her şeyin melezleştiği, yani “Ne o, ne bu… Hem o, hem bu!” durumu. Toplumun ve bireyin parçalandığı haz peşinde koşulan, gösterinin kutsandığı bir zamanın içindeyiz…

Sürüklenen Gemideyiz…

Bu geminin bireyleri öyle ki; Kendini asla güvende ve emniyette hissetmiyor. Hiçbir şeye ve hiç kimseye bağlanamıyor. “Bağlanmak istemiyor” demiyorum, bağlanamıyor! Esneme marjları geniş. Bir de kafası hep karışık ve yorgun! Aslında doğru bir ifadeyle, bugünün bireylerinin karşısında ‘kendi’lerinden oluşan kalabalık bir düşman ordusu var. Bu ordu da dostluğun bitiş hızı, başlama hızıyla benzerlik gösteriyor ve ordunun korunak duvarlarının ardında kalan tek sivil ben oluyorum sanırım.

‘Biz’den, yani ‘siz’den; Kayıt dışı kalan, tek sivil.

Zamanımızı, zamanımızın ilişkilerini, aşklarını ameliyat masasına yatıran değerli hocam Nuran Yıldız gibi…

duvarların ardından

06.10.2013 – 10:10

Yeni Mühendislik Buluşları

Türkiye’nin araştırma ve geliştirme faaliyetlerine destek olması ilk ve en büyük seviyede teknoloji tabanlı girişimcilerin doğmasına neden oluyor. Daha önce ki yılların sessiz ar-ge faaliyetlerinde rol alan mühendisler birçok riskle karşı karşıyayken şu yıllarda bürokratlar tarafından destekleniyor.

Esasen teknoloji tabanlı girişimcilerin projeyi kurma süreçlerini başlatmakta, geliştirmekte ve büyütmekte yaşadığı sorunlar geliştiricilerin adaptasyonlarını etkiliyordu. Böylece kendi işini yapmak isteyen mühendis aynı zamanda idari yönetim ve süreçlerden de sorumlu olmak durumunda kalıyordu. Hal böyle olunca yetenek, proje ve imkanlarını geliştirmek için zamanını verimli kullanamıyordu.

Dün;

Bu süreci verimli bir şekilde kullanan ve ulusal savunma konusunda önemli bir buluşa imza atan iki mühendisle birlikteydim. Buluşları Sanayi Bakanlığı tarafınca desteklenmiş fakat bu destek projenin geliştirilmesi için yetersiz. Yeni bir yatırıma ve süreci risksiz biçimde yönetebilecek ilişkilere ihtiyaçları var.

Henüz 16.09.2013 de “Hayat Boyu Öğrenme” başlıklı yazımda “Bir gün erikleri bol olan bir ağacın tohumunu ben dikersem, yeni mühendislik buluşları üzerine çalışmalar yapmak istiyorum” benzeri notlar almışım. Bu yazının ardından birkaç yeni girişimci ile tanıştım fakat şimdilik iki mühendis arkadaşın projelerinin desteklenmesi için bir görüşme yaptım. Bayramdan sonra sunumlarını izleyeceğiz.

Üzerinde çalıştıkları proje ulusal savunma sanayiini etkileyerek geliştirebilecek durumda farklı ve yeni bir uygulama. Mevcutta geliştirilen, benzeri örneklerinde bulunmayan ulusal ve uluslararası diğer uygulama ve teknolojilerden farklı yenilikler var.  Bu sistemlerin milli imkanlarla modernize edilmesi, akabinde de tamamen milli olarak tasarlanıp geliştirilmesi ve bu sürecin hız kazanması önemli.

Çünkü geldiğimiz nokta milli olarak geliştirilen üst platformların desteklediği alt sistemlerin geliştirilmesi ile devam etmek durumda ve böyle de devam ediyor. Sürdürülebilir ve güvenilir yaklaşımların zedelenmemesi başlangıçta potansiyel faydaları çok geç görülen bu sistemlerin faydalarını artırarak savunma alanına yeni bir anlayış getirecektir.

Bosna-Hersek,  Kosova, Afganistan, Irak, Filistin, Lübnan, Yemen, Pakistan ve Libya’da  yoğun olarak kullanılan bu alt sistemler birçok farklı kategoride değerlendirilebilir. Fakat insan unsurunu yok sayar.

teknoloji girisimcileri

Kemal Ateş

02.10.2013 – 10:18