Kapım İçeriden Açılır

Saklandığın yerden çık Dost;

Yahudiler, Filistin’de Müslümanlar, Avusturya’da Aborjinler, Yeni Zelanda’da Maurilier, Amerika’da Kızıldereliler, Amazon’daki yerliler hatta Alaska’da Eskimolar arasında saklanıyor olsan dahi, çık gel.

Gel ki sükûnet sağlansın, bir müddet sonra münakaşalara, iltifatlara ve kavgalara tutuşabilelim. An itibarı ile başına tâcını kondurduğumuz esmer güzelinin hatrına bir fincan ile nâz u niyâzı ber-taraf edelim.

Kapım içeriden açılır, gel yeter ki.

30.01.2013, Ankara, Turkiye, Kemal ATEŞ

Demir Atma Heyecanı

‘Eski’ olmaktan sıkıldığımızı hissettiğimiz o döneme karşılık ‘yeni’ olmanın daha önce hiç bu kadar gözde olmadığı günümüzde ‘en iyi’ olmak neden bu kadar önemli? 1 inceleyelim!

 

 

 

Başlamadan önce…

            iPhone 5in, birinci elden kullandığım ilk telefonum olduğunu

                                                                                                                    Unutmayın…

Önümüzde ki 12 ay boyunca bizleri nelerin karşılayacağını ve beklentilerimizin ne oranda değişeceğini kestirmemiz oldukça zor. Modern tüketim yöntemlerinin gelişmesi aşamasında unutulmaz etki yaratan zaman baskısı, sıradan yaşam tarzımızı, anlayışımızı değiştirebiliyor ve sınırlarımızı her geçen gün yeniden çizmek zorunda kalıyoruz.

Bize de sınırları yeniden çizilmiş girişimler, yeni ürünler (veya yenilenen eski ürünler) sunuluyor. Sonrasında ürün, öykü ve statülerden etkilenerek bu sınırları aşıyoruz. Bilgi, heyecan ve ilgiye acımasızca hız kazandırıp, şiddetlendiren sanal dünyanin etkisiyle de  [tüketiciler biraz şundan, biraz bundan, mümkün olduğunca çok sayıda ve farklı türde yeni deneyimler toplamak istiyor.]1

Bu açıdan baktığımızda insanları “eski” olmaktan alıkoyan ve “yeni” olmaya tetikleyen, bunu cazip kılan neden; Modern hayatın gelişmesinin ve ilerlemesinin bir sonucu olarak zenginliklerin artması ve çeşitliliğin farklı yaşam stilleri arayışında olan insanlar için alternatif tercih haline gelmesi olmuştur. Seçme özgürlüğünü kullanan bireyleri, çok yönlü potansiyel bir sınıf haline getiren ve artık bu şekilde gören üreticiler, farkında olmadan topluma ve çevreye pahalı marka, kıyafet, telefon, bilgisayar vb. ürünler ile; Onların çevrede daha etkin oldukları fikrine yol açan ve zamanla marka bağımlılığına sebep olan psikolojik etkiyi yaratmışlardır. Bu etki neticesinde tüketiciler ise zamanla “daha iyi”  olmak yerine “en iyi” olma arzusu içine girmişlerdir.

Hâl böyle olunca insanların tüketim arzusu; Dağcıların ne kadar yükseğe tırmanırsak, o kadar çok aşarız… Veya dalgıçların ne kadar derine dalarsak, o kadar şey keşfederiz etkisi yarattı. Hatta bu gidişle demir atma heyecanını yaşayacak kişiler yakın zamanda ve yalnızca karayı gören deniz kaptanlarından ibaret olacak gibi duruyor.

25.01.2013, Ankara, Turkiye, Kemal ATEŞ

Zamana Karsı Yoksulluk

Yeni bir yıl, tehditler ve fırsatlarla dolu, inişli çıkışlı yepyeni bir yolculuk demek. Ve fırsatların 1 Ocak’ta ansızın ‘ortaya çıkmadığı’, ya da 31 Aralık’ta sonlanmadığı ortada. Yaratıcı başarının global düzeyde var olması mümkün günümüzde aksine, yaratıcı yıkımın hüküm sürmesi en trajedik geri dönüşümüz oldu.

Zamana karşı yoksuluz; Bazen zamanı fakir kullanıyoruz veya zaman fakiriyiz diyebilirim. Belki bu yüzden hayatı bir nebze kolaylaştıran mobil telefon uygulamaları arttı ve internet üzerinden tedarik ediyoruz herşeyi. Elle tutulamayan çeşitli türde işlerle meşgul pek çok yeni genç iş adamı görmeye bu yüzden alıştık veya önemli ölçüde işe yaramayan sosyal medya bu nedenle bir statü halini aldı.

Artık her işe-soruna karşılık gelen-çözüm üreten bir sektör var. Elbette yeni sektörlerin gelişmesine katkı sağlıyor. Ve bu durumdan şikayetçi değilim. Yalnızca zamanın gitgide zedelediği bir kültürü geride bırakıyoruz. Aynı zamanda yeni bir kültür yoğunluğuyla karşı karşıyayız. Bu yoğunluk işimize ve zamanımıza yarıyor fakat aynı oranda farkında olmadan zararlarını da yaşıyoruz.

08.01.2013, Ankara, Turkiye, Kemal ATEŞ

Kentsel Piramit & EXTRAVAGANZA

Bugün kentsel piramidin tavanında gerekli olan servet, yetenek ve yaratıcılık mıknatısı etkisi ile dünya başkentleri yer almaktadır. Bilgi ve istikrardan gelen kalıcı canlılıklarla gelişmeye özen gösteren şehirler bu güçleri ile çağa uyum sağlayabilmekte ve şehrin kültürüne ülke kültürü sinerjisi katabilmekteler.

Şehrin mevcut küresel ve ulusal zenginliğine haşır neşir olan kitle, şehrin tuvalini zenginleştirmek için gerekli olan yetenek ve yaratıcılığı simgeliyor ve sınırları zorlamaya kışkırtıyorsa kentsel piramid tavana vurdu demektir.

Fakat kentsel dönüşümün diğer bir adı olan mega-şehir aynı zamanda sıkışık mahalleler, betonlaşma, izdiham, gürültü ve kirli hava demek olduğu için doğanın içinde, temiz hava ve sakinliğin arayışında olan kitleler hayal kırıklığı yaşamaktalar. Çevresel sürdürülebilirlik arayışı içinde olan şehirler ne yazık ki tutumlu uygulamalardan uzak kalıyorlar.

İşte bu yüzden önceden ışıkları kilometrelerce öteden gözüken bu görkemli şehirler, artık boş. Bir zamanlar zekamızın kanıtı olarak yükselen bu gökdelenler, artık ufalan yapılar haline geldiler.

Çünkü kentlerde veya mega-şehirlerde insanlar için doğal ortam hedefi etkileşime dayalı hizmet anlayışı dışında kalmış görünüyor. İnsanlar daha çok hayat doluluğu olarak şehirleşmede çılgınlık (extravaganza) sayılabilecek yüzlerce hizmetin, alışverişin ve eğlencenin gururunu yaşıyorlar. Bu gurur neticesinde ulaşılan son noktada ise şehrin hızlı temposu ve sürekli değişen doğası yer almaktadır..

06.01.2013 – 23.49 Ankara, Turkiye, Kemal ATEŞ